Türk-İslam Bilginleri
Türk-İslam Bilginleri
El-Harezmî (780-850)
780 yılında Özbekistan'ın Harezm şehrinde doğdu. İlk cebir kitabını yazdı. Batı el-Harezmî'nin (Görsel 4.16) çalışmalarından faydalandı ve cebir hakkında bilgi sahibi oldu. Birinci ve ikinci dereceden denklemlerin sistematik çözümü için geliştirdiği yöntem, "Cebirin Babası" adıyla anılmasını sağladı. Avrupa'nın bilmediği ''sıfır'' rakamını ilk defa kullandı. Eğitim almak için gittiği Bağdat'ta Abbasi Halifesi Me'mûn'un büyük yardım ve destekleri, tüm bu çalışmalarını yapmasında etkili oldu. Halife, Bağdat Saray Kütüphanesi'nin yönetimini el-Harezmî'ye verdi ayrıca yabancı eserlerin tercümesini yapmak amacıyla kurulan Beyt'ül-Hikme (Bilgelik Evi) isimli akademide bilimsel çalışmalar yapması için bütün imkânları sundu.
Fârâbî (870-950)
870 yılında Türkistan'ın Farab şehrinde doğdu. Eski Yunanlı filozof ve bilim insanlarının eserlerini ilk kez Arapçaya çevirdi. Felsefenin Müslümanlar arasında tanınması ve benimsenmesinde büyük uğraşlar verdi. İhsâu'l-ulûm (İlimlerin Sayımı) kitabında bilimleri, ''dil, mantık, matematik, fizik ve metafizik'' olarak ilk kez sınıflandırdı. Bu metodu Avrupalı bilginler tarafından da kabul edildi. el-Mûsîka'l-kebîr (Büyük Musiki Kitabı) adlı eserinde musiki teorilerini anlattı. Kanun ve ut gibi müzik aletlerinin geliştirilmesine katkı sağladı. Tıp alanında yazdığı eserler, Avrupa'da uzun süre ders kitabı olarak okutuldu.
İbn-i Sînâ (980-1037)
980 yılında Özbekistan'ın Buhara şehrinde doğdu. el-Kanûn fi't-tıb (Tıpta Kanun) adlı, beş ciltten oluşan ansiklopedik bir kitap yazdı. Bu kitap; Doğu'da XIX. yüzyıla, Batı'da XVI. yüzyılın sonuna kadar ders kitabı olarak okutuldu ve Latinceye on kez çevrildi. Bedeni, parmakla sertçe yoklayarak iç hastalıklarını tespit etme metodunu buldu. Ameliyatlarda kullanılmak üzere bazı aletler geliştirdi. Ruhi tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmalar yaptı. Akıl hastaları, Avrupa'da karanlık deliklerde, mağaralarda ağır zincirlerle bağlanırken; hastanın müzik dinleyerek ve sevdikleriyle bir araya gelerek tedavi olacağını açıkladı
el-Hâzinî (?-1155)
Türkmenistan'ın Menu şehrinde doğdu. Katı ve sıvı cisim yoğunluklarını tespit etti. Sıvı maddelerin yoğunluğunu hesaplama metodunu buldu. Cisimlerin hava içindeki ağırlıklarını hesaplamak için ''Hikmet Terazisi'' (Görsel 4.20) denilen beş kefeli teraziyi geliştirdi. Barometrenin (basınç ölçme aleti) keşfedilmesinde temel teşkil etti. Pascal gibi Batılı bilim insanlarına öncülük etti. Yaptığı deneyde yer çekimini yani cisimlerin yeryüzüne doğru çekildiklerini gözlemledi. Bunu Kitâbü Mîzâni'l-hikme (Bilgelik Ölçüsü) isimli kitabında anlattı. Avrupalı bilim insanları, eserlerinden fazlasıyla yararlandı.
el-Cezerî (1136-1206)
1136 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde doğdu. Fizik ve Sibernetik (makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim) alanında yoğunlaştı. Makinelerde hareket eden insan figürlerine yer verdi. Çalışmalarını mekanik ilmi üzerine yazdığı kitabında topladı. Altı bölümden oluşan bu kitapta, elliden fazla cihazın kullanım esaslarını ve yararlanma olanaklarını çizimlerle gösterdi ayrıca dişli çarkları ve çarkların esaslarına dair kuralları anlattı. Bu kuralları Batılı bilim insanları 300 sene sonra tespit edebildi. Su gücü ve mekanik parçalarla çalışan otomatik sistemler kullanarak suyu yukarı çıkaran aletler yaptı (Görsel 4.21). Bu sayede ilk kez su dağıtım sistemini geliştirdi. Böylece cami ve hastanelere su verilmesini sağladı.
İbn-i Haldûn (1332-1406)
1332'de Tunus'ta doğdu. Sosyolojinin (Toplum bilimi) kurucusudur. Sosyoloji, en küçük toplumsal birime varıncaya kadar tüm sosyal yapıların çeşitli yönleriyle ele alınıp incelendiği bir bilimdir. Bilimin devletler ve uluslar için gerekli olduğunu sadece bu bilim sayesinde devletlerin doğuşları, gelişmeleri ve yıkılışlarının öğrenilebileceğini savundu. Ona göre sosyoloji biliminin temeli tarih ilmine dayanır. Tarih ilminin konusu sosyal olaylardır. Bunun için tarihçi, sosyal olayları tarihî seyir içinde inceleyip birtakım sonuçlar çıkarmak durumundadır. Bu görüşleri, tarihin bilim olarak ilk kez ortaya çıkmasını sağladı. Buna benzer teoriler, Batı'da ancak XVIII. yüzyılda ortaya çıkmaya başladı. Tarih ilminin önemi, amacı ve faydasını Mukaddime'de (Giriş) ayrıntılı bir şekilde anlattı. Mukaddime, Avrupa dillerine çevrildi. Bu konuda Batılı bilginler ondan etkilendi
Ali Kuşçu (1403-1474)
Bugünkü Özbekistan'ın Semerkant şehrinde doğdu. Babası, Uluğ Bey'in kuşçubaşısı idi. O yüzden ''Kuşçu'' lakabıyla anıldı. Avrupa'da bir rasathane (gözlemevi) söz konusu bile değilken Uluğ Bey muhteşem bir rasathane kurdu. Burada Zîc-i Uluğ Bey'in (Uluğ Bey'in Astronomi Cetvelleri) çalışmalarına katıldı ve 1018 yıldızın gökyüzündeki konumlarını gözlemledi. Dünya'nın yüz ölçümünü hesapladı. Risâle fi'l-hey (Gökbilimi Risalesi) adlı kitabında; gezegenlerin hareketlerinden, yeryüzünün şeklinden, yedi iklimden ve gök cisimlerinin Dünya'ya uzaklıklarından bahsetti ayrıca İstanbul'un yanlış ölçülen enlem ve boylamını düzeltti.
Piri Reis (1465-1554)
1465'te Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde doğdu. Amcası Kemal Reis ile 14 yıl seferlere aralıksız katıldı. Dolaştığı yerleri ve tarihî olayları not etti. Dünya haritasını ilk kez çizdi (1513). Bu harita Amerika'nın da içinde yer aldığı ilk Dünya haritasıdır. Kitâb-ı Bahriyye (Denizcilik Kitabı) adlı eserinde; Amerika'nın keşfinden, Dünya'nın küre biçiminde olduğundan bahsetti ve denizcilikle ilgili gerekli tüm bilgilere yer verdi. Bu sebeple Kitâb-ı Bahriyye gemiciler için kılavuz bir eserdir. 1528'de de Dünya haritasını ikinci kez çizdi.
Kâtip Çelebi (1608-1657)
1608'de İstanbul'da doğdu. 1623'te Anadolu Muhasebesi Kalemine kâtip oldu. Batı'daki bilimsel gelişmeleri izleyip pek çok tercüme yaptı. 1648'de yazdığı Cihannümâ (Dünyayı Gösteren), Osmanlı Devleti'nin üç kıtadaki konumu, şehir ve kasabaları hakkında bilgiler içeren ilk ve tek sistematik coğrafya kitabıdır. 1645'te yazmaya başladığı Tuhfetü'l Kibâr fî-Esfâri'l Bihâr (Deniz Seferleri Hakkında Büyük Hediye) adlı eserinde; coğrafi bilgilerin yanı sıra, Osmanlı denizciliğinin tarihçesi, Osmanlı donanmasının, tersane ve bahriye örgütünün işleyişini, kaptan-ı deryâların, yaşam öykülerini, denizlerde uğranılan başarısızlıkları giderme yolundaki öğütleri sıraladı. 1656'da tamamladığı eseri İngiltere ve Fransa tarafından tercüme edildi.
YAPAN:ESİLA ÖZDEMİR