Kayıtlar

Dijital Öykü: “Bilginin Işığıyla Kurulan Medeniyet”

​ Dijital Öykü: “Bilginin Işığıyla Kurulan Medeniyet” Ekran açılır. Hafif bir ney sesi eşliğinde eski bir şehrin silüeti belirir… Sahne 1: Şehirlerin Ruhu Kamera, taş sokaklarında ilim kokan bir şehre doğru ilerler. Bu şehir yalnızca bir yerleşim yeri değil; aynı zamanda düşüncenin, sanatın ve hikmetin merkezidir. Medreselerden yükselen sesler, kütüphanelerde çevrilen sayfalar ve cami avlularında yapılan tartışmalar bir bütün oluşturur. Şehir, insanı yetiştirir. İnsan, şehri anlamlandırır. Böylece ilim, sokaklarda dolaşan görünmez bir mirasa dönüşür. Sahne 2: Kurumların İnşası Görüntü değişir. Büyük bir medresenin kapısı açılır. İçeride öğrenciler halka olmuş, bir hocayı dikkatle dinlemektedir. Burada yalnızca bilgi öğretilmez; aynı zamanda ahlak, sabır ve hikmet de aktarılır. Medreseler, kütüphaneler ve vakıflar; ilmin korunmasını ve nesilden nesile aktarılmasını sağlar. Bir vakıf görevlisi yoksullara yemek dağıtırken, başka bir yerde bir müderris yeni bir ders başlatır. B...

zenyep nurce tarih ödevi

Bir Şehrin Işığı Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarıydı. Bursa yeni yeni gelişiyor, sokaklarında hem çarşıların sesi hem de medreselerin sessizliği duyuluyordu. Şehir sadece evlerden ve dükkânlardan ibaret değildi. Her köşesinde bir ilim nefesi vardı. Genç Mehmet, küçük bir esnafın oğluydu. Babası onun iyi bir tüccar olmasını isterdi ama Mehmet’in gönlü okumaktan yanaydı. Bir gün babası onu Yeşil Medrese’ye götürdü. Medresenin avlusuna girdiklerinde Mehmet şaşkınlıkla etrafına baktı. Talebeler diz çökmüş, hocalar ders anlatıyordu. Kimi matematik öğreniyor, kimi fıkıh, kimi gökyüzünü ve yıldızları inceliyordu. O an Mehmet şunu hissetti: Bu şehirde ilim sadece öğrenilmez, yaşanırdı. Osmanlı şehirlerinde medreseler çok önemliydi. Ama tek başına yeterli değildi. Medreselerin yanında kütüphaneler vardı. İhtiyacı olanlara yemek dağıtan imaretler vardı. İnsanların manevi olarak yetiştiği tekkeler vardı. Bunların çoğu vakıflar sayesinde ayakta duruyordu. Zengin bir tüccar malının bir kısmını bağış...

siyer performans.

Resim
Cahiliye dönemi, İslam öncesi Arap toplumunun bilgisizlik, putperestlik, toplumsal adaletsizlik, ahlaki yozlaşma ve cahil geleneklere körü körüne bağlılık gibi özelliklerini ifade eder. Bu dönemin bazı davranış ve düşünce biçimleri günümüzde tamamen yok olmamış, farklı şekillerde yaşamaya devam etmiştir. Aşağıda bu izleri temel başlıklar hâlinde açıklıyorum: 1. Kabilecilik, Gruplaşma ve Ayrımcılık Cahiliyedeki hali  • Kabile üstünlüğü  • Kan bağına dayalı dayanışma  • Haksız da olsa kabilesini savunma Günümüzdeki izleri  • Hemşericilik  • Irkçılık ve kavim üstünlüğü iddiaları  • Taraftarlık psikolojisiyle gerilim ve kutuplaşma  • Aşırı partizanlık ve “bizden olan iyidir” anlayışı Toplumsal etkisi  • Toplumsal barış bozulur  • Adalete güven azalır  • İnsan hakları zayıflar  • Toplum “biz ve onlar” diye bölünür 2. Kadına Değer Vermeme ve Cinsiyet Ayrımcılığı Cahiliyedeki hali  • Kadının mirastan mahrum edilmesi  ...

Türk İslam medeniyetinde gelişmelerin Anadolu'nun türkleşme ve islamlaşma sürecinin etkileri.

Resim
Türk İslam medeniyetinde bilim,kültür,eğitim ve sanat: 1. Bilim: Türk-İslam dünyası özellikle 8–13. yüzyıllar arasında resmen akademi fırlattı. Akıl + gözlem + deney üçlüsü çok önemliydi. “Ezbere değil, kanıta bak” mantığı hâkimdi. Beytül Hikme (Bilgelik Evi): Abbâsiler döneminde kurulan dev bilim merkezi. Kitap çevrildi, deney yapıldı, bilgi üretildi… Zamanının MIT’i gibi. Matematik, tıp, astronomi, coğrafya, optik… hepsi gelişti. Büyük isimler: Farabi: Felsefenin DJ’i. Mantık, siyaset, müzik teorisi… Adam her yere el atmış. İbn Sina: Tıbbın GOAT’ı. El-Kanun fit-Tıbb, Avrupa’da 600 yıl ders kitabı olarak kaldı. Biruni: “Bilimsel merak”ın yürüyen hali. Dünya’nın yarıçapını neredeyse milimi milimine hesapladı. El Harezmi: Algoritma kelimesinin babası. Cebirin kurucusu, bildiğin matematik sistemini şekillendiren adam. 2. Kültür: Türk-İslam kültürü, Türk gelenekleriyle İslam’ın yüksek düşünce ve şehir kültürünü harmanladı. Hoşgörü, bilgelik ve ahlak temellikti. Ahilik, tasavvu...

TÜRKİSTAN-TÜRKİYE

Resim
Türkistan’dan Türkiye’ye: Türklerin Sosyoekonomik Faaliyetleri ile Yerleşme ve Şehirleşme Anlayışı Arasındaki İlişki Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk coğrafya olan Türkistan (Orta Asya) , hem yaşam biçimlerini hem de sosyoekonomik yapılarının temelini derinden şekillendirmiştir. Bozkırın sert iklim koşulları, geniş düzlükleri ve yer yer dağlık alanları, Türk toplumunun ekonomik faaliyetlerini ve buna bağlı olarak yerleşme ve şehirleşme anlayışlarını doğrudan etkilemiştir. 1. Göçebe Kültür ve Ekonomik Temeller İlk dönem Türk topluluklarının yaşam biçimi, büyük ölçüde yarı göçebe ya da tam göçebe karakterdeydi. Bu durum, ekonominin merkezine hayvancılığı yerleştirdi. At, koyun, deve gibi hayvanlar sadece geçim aracı değil, aynı zamanda sosyal statü ve askerî güç göstergesiydi. Bozkır yaşamı, üretimden çok hareketliliğe dayalı bir ekonomi doğurmuştu. Ancak bu göçebe yapı tamamen durağan değildi. Özellikle kışlak-yaylak sistemi, Türklerin doğaya uyum sağlayarak belirli...

Orta çağın başlıca devletlerinin yönetim ve ordu yapılarının benzerlik ve farklılıkları

Yapan=ZEYNEP NURÇE